Haber: Esra TOKAT
(İSTANBUL) – İBB davasında tutuklu yargılanan İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, savunmasında, suç örgütü üyeliği ve çeşitli yolsuzluk suçlamalarını reddetti. Yılmaz, “Benim Beylikdüzü Belediyesi ile ve İBB ile hiçbir ilgim, irtibatım bulunmamaktadır. Ekrem İmamoğlu ile ilişkim işçi-işveren ilişkisidir, örgütsel bir iş ilişkisi değildi. Ben işlerimi tamamen hukuka uygun yürüten birisiyim. Sırf Ekrem İmamoğlu’na ait şirkette genel müdürüm diye 16 aydır haksız isnatlarla tutukluyum” dedi.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 59’u tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın görülmesine, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam edildi.
SEYİRCİLERDEN “İNAN GÜNEY VE MURAT ÇALIK ONURUMUZDUR”, “CUMHURBAŞKANI İMAMOĞLU” SLOGANLARI
Saat 10.00’da başlaması gereken duruşmaya, tutuklu sanıklar saat 11.30’da getirildi. Sanıklar, izleyicilerin alkışlarıyla salona girdi. Tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney duruşma salonuna girdiğinde izleyici kısmından “İnan Güney onurumuzdur”, “Beyoğlu burada, başkanının yanında”, “İnan Başkanım seni seviyoruz”, “Beyoğlu seninle gurur duyuyor” sloganları atıldı. Tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı Murat Çalık salona girdiğinde de “Murat Çalık onurumuzdur” sloganı atıldı. Tüm sanıklar salona girdiğinde de “Güzel günler göreceğiz” şarkısını söyleyen izleyiciler, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganı attı.
Geçtiğimiz duruşmada sırası gelen tutuklu sanık Tuncay Yılmaz, tansiyonunun yükselmesi nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı. Duruşmaya bugün Tuncay Yılmaz’ın savunmasının alınmasıyla devam edildi. Avukat Rahşan Daniş’in yarım kalan savunmasına devam etmesi talebi, Mahkeme Başkanı’nca kabul edilmedi, avukat Daniş’in kendi isteğiyle savunmasına devam etmediği ve protesto ederek çıktığı belirtildi. Ardından Yılmaz’ın savunmasına geçildi.
TUNCAY YILMAZ: “İMAMOĞLU İLE TEK İLİŞKİM İŞÇİ-İŞVEREN İLİŞKİSİ”
Üniversiteden mezun olduktan sonra pek çok holdingte yönetici olarak çalıştığını ve İmamoğlu ile de bu süreçte tanıştığını ve iş yaptığını ifade eden Yılmaz, savunmasında şunları kaydetti:
“İmamoğlu, belediye başkanı olduğu için şirketiyle ilgilenemediğini ve İmamoğlu İnşaat’ın başına da çalışmamı beğendiği için benim geçmemi istedi, ben de bu teklifi kabul ettim çünkü iş değiştirme fikrim vardı. Benim belediye ile bir bağlantım ve iltisakım yoktur. Zaten Ekrem Bey de bu konuda çok titizdi, işleri birbirine karıştırmazdı. İmamoğlu ile tek ilişkim işçi-işveren ilişkisidir. Ben örgüt suçlamasını kesinlikle kabul etmiyorum. Bana İmamoğlu’na doğrudan bağlı bir üyelik uydurmuşlardır çünkü hakkımda herhangi bir şey bulamamışlardır.”
OTEL GÖRÜŞMESİ: “ŞİRKET İŞLERİ HAKKINDA GÖRÜŞTÜM”
İddianamede yer verilen Le Meridien Otel görüşmesine ilişkin de açıklama yapan Yılmaz, Ekrem İmamoğlu ile şirket işleri hakkında görüşmek üzere özel kalem aracılığıyla randevu aldığını belirtti. Yılmaz, “Ekrem Bey’le 15 dakika görüştüm ve ayrıldım. Hiçbir toplantıya katılmadım. Benim için Le Meridien Otel’in hikayesi budur. Öte yandan belediye çalışanlarına zaman zaman emir verdiğim’ iddiası vardır iddianamede. Ancak ne gibi emirler verdiğim yazmamaktır. Bunlar gerçek dışıdır. Ben ne belediyenin ne de CHP’nin işlerine dahil oldum. İmamoğlu bu konuda hassastı ve beni hiçbir zaman ne belediyenin ne de CHP’nin işlerine dahil etti” diye konuştu.
Tuncay Yılmaz, 7 Mart 2025’te banka hesaplarına ve tapu kayıtlarına bloke konulduğunu öğrendiğini, avukatıyla birlikte bir hukuk bürosuna gittiğini, burada Adem Soytekin ve Fatih Keleş’in de aynı nedenle bulunduğunu söyledi, iddianamede “gizli toplantı” olarak aktarılan görüşmenin bundan ibaret olduğunu savundu.
“CHP İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI SATIN ALMA SÜRECİNDE YER ALMADIM”
CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin suçlamaları da reddeden Yılmaz, binanın alımına ilişkin görüşme ve pazarlıklarda yer almadığını söyledi. Yılmaz, Fatih Keleş’in talebi üzerine bir çanta içindeki parayı belirtilen adrese götürdüğünü belirterek, “Fatih Keleş beni aradı ve ‘paranın bir kısmını elden istiyorlar. Sen yardımcı olabilir misin’ diye yardımımı istedi. Benim de o civarda o gün bir görüşmem vardı ve bu yüzden yardımcı oldum tanıdığım için. Benim o iş yerinde bulunmamın tek sebebi budur. Paranın kaynağı konusunda hiçbir bilgiye sahip değilim” dedi.
“ŞİRKETLER AYNI BÖLGEDE, BAZ VERMEMİZ KADAR NORMAL BİR ŞEY YOK”
İddianamede yer alan Adem Kameroğlu’nun Metrohome projesiyle ilgili rüşvet iddialarını da reddeden Yılmaz, SSB Gayrimenkul adına satın alınan villanın tamamen ticari bir işlem olduğunu savundu. Villanın 1 milyon 500 bin TL bedelle satın alındığını, ödemelerin senet ve çeklerle gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, “Ruhsat alındıktan aylar sonra satış sözleşmesi yapılmışken bunun rüşvet olarak gösterilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır” dedi.
Kameroğlu’nun Necati Özkan’a dört daire verildiği yönündeki iddiaları da yanıtlayan Yılmaz, söz konusu dönemde Necati Özkan’ı tanımadığını ifade etti. Yılmaz, “Rüşvet iddiasına kanıt olarak ise Adem Kameroğlu ile aynı yerde baz vermem gösterilmektedir. İmamoğlu İnşaat ve Kameroğlu İnşaat aynı bölgededir. Baz vermemiz kadar normal bir şey yoktur. Bu iddiaları da kabul etmiyorum” dedi.
Tuncay Yılmaz, iddianamede suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama kapsamında değerlendirilen Bodrum’daki arsa alımına ilişkin de konuştu. Yılmaz, satın alımın SSB Gayrimenkul adına gerçekleştirildiğini ve tüm sürecin ticari faaliyet kapsamında yürütüldüğünü söyledi. Satıcının talebi üzerine bedelin bir kısmının elden ödendiğini belirten Yılmaz, satın alma işleminde kullanılan paranın şirket kaynakları ve aile bireylerinin birikimlerinden karşılandığını belirtti.
“SATIŞLARIN TAMAMI GERÇEK TİCARİ İŞLEMLERDİR”
İddianamede yer alan çeşitli villa ve daire satışlarına ilişkin suçlamalara da yanıt veren Yılmaz, şirket çalışanları, taşeronlar ve müşterilere yapılan satışların tamamının gerçek ticari işlemler olduğunu vurguladı. Satış yapılan kişilerin gelir kaynaklarını sorgulama yükümlülüğünün bulunmadığını belirten Yılmaz, bu işlemlerin suç gelirlerinin aklanması olarak değerlendirilmesine karşı çıktı.
Sanık Yılmaz, savunmasını, “Ben işlerimi tamamen hukuka uygun yürüten birisiyim. Sırf Ekrem İmamoğlu’na ait şirkette genel müdürüm diye 16 aydır haksız isnatlarla tutukluyum. Tutukluluğumun kaldırılarak tahliyeme karar verilmesini, yargılama sonunda da bütün suçlamalardan beraatime hükmedilmesini talep ediyorum” diyerek tamamladı.
Duruşmaya, Yılmaz’ın avukatının savunmasıyla devam ediliyor.




