1. Haberler
  2. Gündem
  3. TBMM Dışişleri Komisyonu’nda “COP31” tartışması… Çakırözer: “NATO Zirvesi’nde olduğu gibi COP31 öncesinde de önleyici gözaltı ve tutuklamalar yapılmamalı”

TBMM Dışişleri Komisyonu’nda “COP31” tartışması… Çakırözer: “NATO Zirvesi’nde olduğu gibi COP31 öncesinde de önleyici gözaltı ve tutuklamalar yapılmamalı”

TBMM Dışişleri Komisyonu'nda, BM İklim Değişikliği Konferansı'nın 31'incisi olan COP31'e ilişkin kanun teklifi kabul edildi. Teklifin görüşmeleri sırasında CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, NATO Zirvesi öncesindeki gözaltı ve tutuklamaları hatırlatarak Antalya'da düzenlenecek COP31 toplantısında da yine "önleyici gözaltılar ve tutuklamalar yapılmaması" ve katılımcılar ile basın mensuplarının eşit haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. AK Parti İstanbul Milletvekili Seda Gören, NATO Zirvesi'nin güvenlik açısından başarıyla tamamlandığını söyleyerek, 4 bin 400 gözaltının zirve nedeniyle değil haklarında arama veya gözaltı kararı bulunan kişilere yönelik yapıldığını, zirveyle doğrudan bağlantılı gözaltı sayısının ise 500'ün üzerinde olduğunu söyledi.

TBMM Dışişleri Komisyonu’nda “COP31” tartışması… Çakırözer: “NATO Zirvesi’nde olduğu gibi COP31 öncesinde de önleyici gözaltı ve tutuklamalar yapılmamalı”
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(TBMM) – TBMM Dışişleri Komisyonu’nda, BM İklim Değişikliği Konferansı’nın 31’incisi olan COP31’e ilişkin kanun teklifi kabul edildi. Teklifin görüşmeleri sırasında CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, NATO Zirvesi öncesindeki gözaltı ve tutuklamaları hatırlatarak Antalya’da düzenlenecek COP31 toplantısında da yine “önleyici gözaltılar ve tutuklamalar yapılmaması” ve katılımcılar ile basın mensuplarının eşit haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. AK Parti İstanbul Milletvekili Seda Gören, NATO Zirvesi’nin güvenlik açısından başarıyla tamamlandığını söyleyerek, 4 bin 400 gözaltının zirve nedeniyle değil haklarında arama veya gözaltı kararı bulunan kişilere yönelik yapıldığını, zirveyle doğrudan bağlantılı gözaltı sayısının ise 500’ün üzerinde olduğunu söyledi.

TBMM Dışişleri Komisyonu, Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplandı. Toplantının açılışında konuşma yapan Oktay, gündemdeki konular ve bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelede bulundu. Geçen hafta Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin İttifak içindeki konumunu ortaya koyduğunu belirten Oktay, zirveye üst düzey katılımın Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Recep tayyip Erdoğan’a duyulan güven ve saygının göstergesi olduğunu söyledi. Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Oktay, İran Körfezi’nde yeniden başlayan çatışmaların bölgesel istikrarı ve küresel piyasaları tehdit ettiğini vurguladı ve  “Taraflara itidalli davranmaları çağrısında bulunuyor, bölgede barış ortamının yeniden tesis edilmesini diliyoruz” dedi. Oktay, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında da diplomatik çabaları desteklemeyi sürdürdüğünü ifade etti.

OKTAY’DAN İSRAİL’E KINAMA

Suriye’de Halk Meclisi’nin ilk oturumunu gerçekleştirmesini memnuniyetle karşıladıklarını belirten Oktay, bunun siyasi sürecin ilerletilmesi açısından önemli bir adım olduğunu söyledi. İsrail’in Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırılarını kınayan Oktay, “Gazze ve Batı Şeria’daki durumun ikinci plana düşmemesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Avrupa Parlamentosu’nun KKTC ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ilişkin kararına da tepki gösteren Oktay, söz konusu kararın “asılsız ve akıl dışı iddialar içerdiğini” belirterek, “Bizim açımızdan yok hükmündedir” dedi.

“BUGÜNKÜ 3 TEKLİFİN DIŞINDA KOMİSYON’DA 24 TEKLİFİN GÖRÜŞÜLMESİ BEKLENİYOR”

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’ne de değinen Oktay, darbe girişiminin milletin direnişiyle engellendiğini belirterek, TBMM’nin çalışmalarını birlik ve beraberlik anlayışıyla sürdürdüğünü söyledi.

Komisyonun gündemine ilişkin bilgi veren Oktay, bugün görüşülecek üç teklif dışında esas komisyon olarak bekleyen 24 teklif bulunduğunu, 28’inci Yasama Dönemi’nde 73 uygun bulma kanun teklifinin yasalaştığını, komisyonca kabul edilerek Genel Kurul gündeminde bulunan teklif sayısının ise 117 olduğunu bildirdi.

KULAKLIKAYA: “TÜRKİYE’NİN COP31’E EV SAHİPLİĞİ YAPACAK OLMASI BÜYÜK BAŞARI”

Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya da TBMM Dışişleri Komisyonu’nda yaptığı sunumda, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Konferansı’na (COP31) Türkiye’nin ev sahipliği yapacağını belirterek, bunun “Türk diplomasisi açısından tarihi bir başarı” olduğunu söyledi. Kulaklıkaya, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler ve çok taraflılık ilkesini güçlü şekilde desteklediğini belirterek, COP31’in bu iş birliğinin “en somut ve güncel örneği” olduğunu ifade etti.

COP31 adaylığının ilk kez 2022 yılında açıklandığını hatırlatan Kulaklıkaya, yaklaşık iki yıl süren diplomatik temasların ardından Brezilya’da düzenlenen COP30 sırasında uzlaşı sağlandığını belirterek, “COP31’in ülkemizde düzenlenmesi, ülkemizin COP31 başkanlığını üstlenmesi, Avustralya’nın ise müzakereleri yürütmesi kararlaştırıldı. Bu sonucu Türk diplomasisi açısından tarihi bir başarı olarak görüyoruz” dedi.  Konferansın 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenleneceğini bildiren Kulaklıkaya, “196 ülkeden 100 binin üzerinde katılımcı bekliyoruz” dedi. COP31 kapsamında Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması taraflar toplantılarının da eş zamanlı gerçekleştirileceğini kaydetti.
Kulaklıkaya, konferansa taraf devletlerin yanı sıra özel sektör, uluslararası kuruluşlar, sivil toplum ve akademi temsilcilerinin de katılacağını, 11-12 Kasım 2026 tarihlerinde COP31 Liderler Zirvesi’nin düzenleneceğini söyledi.

“COP31, GELECEK NESİLLERE SAĞLIKLI VE YAŞANABİLİR BİR DÜNYA BIRAKMAK ADINA SORUMLULUKTUR”

Ev sahipliği ülke anlaşmasının 9 Haziran 2026’da Bonn’da imzalandığını belirten Kulaklıkaya, anlaşmanın konferansın hukuki, idari ve operasyonel çerçevesini düzenlediğini ifade etti. COP31’i “yalnızca bir konferans değil, gelecek nesillere sağlıklı ve yaşanabilir bir dünya bırakmak adına bir sorumluluk” olarak gördüklerini belirten Kulaklıkaya, 17 Kasım 2026’da düzenlenmesi planlanan Parlamenterler Toplantısı ile TBMM’nin de sürecin doğrudan paydaşı olacağını söyledi. Anlaşmanın takvim nedeniyle “özel bir aciliyet” taşıdığını ifade eden Kulaklıkaya, TBMM’den anlaşmanın onaylanmasına destek istedi.

Daha sonra COP31 ile BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Başkanı İklim Değişikliği Başkanı Prof Dr. Halil Hasar sunum yaptı.

COP31 ÖNCESİNDE ÇEVRE KİRLİLİĞİ VE ÇARPIK KENTLEŞME TARTIŞMASI

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay, COP31’e ilişkin kanun teklifinin görüşmeleri sırasında düşük karbonlu sanayileşme ve iklim dirençli şehirlerle ilgili uygulamalara ilişkin sorular yöneltti. Halil Hasar ise ABD’nin iklim politikalarındaki değişime rağmen özel sektörün yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürdüğünü söyledi. Oktay, şehirleşmede kimlik, yeşil alan, planlama ve altyapı eksikliklerine dikkat çekerek, Japonya ziyaretinde “güneş hakkı” uygulamasını örnek gösterdi ve “Türkiye’de çarpık şehirleşme devam ediyor. Bu hepimizin toplam bir bütüncül sorumluluğu” dedi. Yerel yönetimlerle merkezi idare arasında yetki ve sorumluluk karmaşası olup olmadığını soran Oktay, “İklim dirençli şehirler dediğimiz şeyin içerisinde bunlar var mı? Varsa söylemin ötesinde bunu nasıl uygulayabiliriz? Komisyon olarak ve Meclis olarak bizim üzerimize düşen nedir” ifadelerini kullandı.

Hasar, şehirleşmeye ilişkin farklı ülkelerde farklı uygulamalar bulunduğunu belirterek, Japonya’da yapılaşmada “güneşlenme açısı” esasına göre hesaplamalar yapıldığını söyledi.

FUAT OKTAY: BİR EKSİKLİK Mİ VAR

Oktay’ın, “Yapmadığınızı söylüyorum. Yerel yönetimin bakanlığın yerel yönetimler üzerindeki uygulaması ile ilgili bir eksiklik mi var” sözleri üzerine Hasar, poşet uygulaması ve depozito yönetim sistemini örnek göstererek, geri dönüşüm ve çevre kirliliğinin azaltılmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü anlattı. Şehirleşme konusunda yetkisinin bulunmadığını ifade eden Hasar, “Ben İklim Değişikliği Başkanıyım. Şehirleşme ile ilgili uygulamalar konusunda bilgim var ama yetkim yok” dedi.

Yeşil sanayileşme konusunda da değerlendirmelerde bulunan Hasar, ABD yönetiminin iklim politikalarındaki tutumuna rağmen özel sektör yatırımlarının sürdüğünü belirterek, “Amerika çıkmış olabilir bugün itibarıyla fakat Amerika’nın özel sektörü çıkmadı… İklim teknolojileri konusunda yatırımlarında hiçbir azalma yok” ifadelerini kullandı. Çin’in yeşil dönüşüm ve iklim teknolojilerinde öncü konumda olduğunu söyleyen Hasar, Türkiye’nin de bu alanda çalışmalarını hızlandırdığını belirterek, “Amerika’nın buradan çekilmesi… Bu süreci biraz yavaşlatma düşüncesi olabilir. Fakat hiçbir şekilde Amerika özel sektörü bu işin dışında değil” dedi.

ÇAKIRÖZER: “NATO ZİRVESİ ÖNCESİNDE GÖZALTINA ALINANLAR HALA TUTUKLU”

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de TBMM Dışişleri Komisyonu’nda COP31’e ilişkin kanun teklifinin görüşmeleri sırasında, uluslararası organizasyonların güvenlik gerekçesiyle temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına gerekçe yapılmaması gerektiğini belirterek, “COP31 yapılacak diye Türkiye’de önleyici gözaltılar, önleyici tutuklamalar yapılmamalıdır” dedi. Ankara’da geçen hafta düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde gözaltına alınan ve tutuklanan kişileri hatırlatan Çakırözer, “TEMA gönüllüleri, akademisyenler, sendika temsilcileri dahil çok sayıda kişi hala tutuklu. Bu insanlar protesto da yapmadılar. NATO Zirvesi güvenliği gerekçesiyle tutuklandılar” şeklinde konuştu.

NATO Zirvesi’nin dünya basınında iki başlıkla yer aldığını söyleyen Çakırözer, “Biri zirvenin gündemi, diğeri ise Türkiye’nin aldığı olağanüstü ve demokratik anlamda sorunlu güvenlik önlemleri oldu” diye konuştu. COP31 sürecinde benzer uygulamaların yaşanmaması gerektiğini belirten Çakırözer, “İnsanlar Antalya’da ya da çevre illerde COP31’i izleyecek, protesto edecek ya da açıklama yapacak diye cezaevine girmemeli” ifadelerini kullandı.

“COP31’DE BASIN MENSUPLARININ EŞİT HAKLARI GÜVENCE ALTINA ALINMALI”

Basın mensuplarının zirveyi izlemesine yönelik yaşanan tartışmalara da değinen Çakırözer, bazı gazetecilerin akreditasyon alamadığını öne sürerek, COP31 sürecinde katılımcıların ve basın mensuplarının eşit haklarının güvence altına alınmasının önemine dikkat çekti. Yerel yönetimlerin COP31’in temel paydaşlarından biri olduğunu ifade eden Çakırözer, “Yerel yönetimler çok önemli diyoruz ama önemli bir bölümü cezaevinde, bir bölümü de kayyum yönetiminde. Bu görüntüyle COP31’e girmemeliyiz” dedi.

“MERKEZİ YÖNETİM İLE YEREL YÖNETİMLER ARASINDA İŞ BİRLİĞİ GÜÇLENDİRİLMELİ”

Belediye başkanlarının yargılanmasına karşı olmadığını belirten Çakırözer, “Hepimiz yargılanabiliriz. Ama bunun uluslararası standartlara uygun olması, tutuksuz yargılamanın esas olması gerekir” diye konuştu. Merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Çakırözer, bu eksikliğin şehircilik ve iklim politikaları başta olmak üzere birçok alanda sorun yarattığını dile getirdi.

Konuşmasının sonunda Çakırözer hükümete, COP31’in Türkiye’de düzenlenmesi için ek bir mali taahhütte bulunulup bulunulmadığını sorarak, “Bizde yapılsın diye bir para ödemeyi mi taahhüt ettik? Bu paranın miktarı nedir, içeriği nedir” şeklinde konuştu. 

ERGUN: “COP31’DE ANTALYA’NIN TURİZMİ OLUMSUZ ETKİLENEBİLİR”

İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun da COP30 öncesinde Brezilya’nın vatandaşları ve sivil toplum kuruluşlarının zirve kapsamındaki ifadeleri nedeniyle hukuki işleme tabi tutulmayacağına ilişkin güvence verdiğini anımsatarak, benzer bir güvencenin Türkiye’de neden yer almadığını sordu. Ergun, zirve nedeniyle alınacak güvenlik tedbirlerinin Antalya turizmini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunarak, kasım ayında kentte turizm faaliyetlerinin yoğun şekilde sürdüğünü belirtti. Ergun ayrıca, sivil toplum kuruluşlarının zirveye katılımına herhangi bir sınırlama getirilip getirilmeyeceğini ve kayıt sisteminin nasıl işleyeceğini sordu.

COP31 EV SAHİPLİĞİNDE FİNANSMAN VE ORTAKLIK MODELİ

Musa Kulaklıkaya, COP31’e ev sahipliği kapsamında Türkiye’nin BM’ye peşin bir mali taahhütte bulunmadığını belirterek, ev sahibi ülkelerin konferansın organizasyon giderlerini karşılamasının uluslararası uygulama olduğunu söyledi.

Halil Hasar da ev sahibi ülke anlaşmasında yer alan 7,7 milyon dolarlık tutarın BM’nin COP sürecindeki harcamalarına ilişkin olduğunu, konferans sonrasında kullanılmayan kısmın ev sahibi ülkeye iade edildiğini ifade etti. Hasar, ev sahibi ülkenin ayrıca müzakere salonları ve altyapı düzenlemeleri gibi organizasyona ilişkin maliyetleri üstlendiğini anlattı.

Hasar, COP31 ev sahipliği adaylığında Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu (WEOG) ülkeleriyle üç yıldır müzakere yürüttüklerini, süreç sonunda Türkiye ile Avustralya’nın ortak ev sahipliği modelinde uzlaşıldığını söyledi.

Sivil toplum kuruluşlarının katılımına ilişkin de bilgi veren Hasar, BM akreditasyonuna sahip yaklaşık 7 bin STK’nın “mavi bölge”ye katılabildiğini, Türkiye’den başvuruların İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından akredite edildiğini belirtti. COP’larda STK’ların yan etkinlik düzenlediğini ve bugüne kadar bu konuda herhangi bir kısıtlama uygulanmadığını ifade eden Hasar, liderler zirvesinin yapılacağı iki gün dışında güvenlik gerekçesiyle özel bir sınırlama öngörülmediğini söyledi.

GÖREN’DEN NATO ZİRVESİ GÖZALTI ELEŞTİRİLERİNE YANIT

AK Parti Milletvekili Seda Gören toplantıda NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltılara ilişkin eleştirilere yanıt verdi. Zirvenin güvenlik açısından başarıyla tamamlandığını söyleyen Gören, İçişleri Bakanlığı verilerine göre zirvede 56 bin kolluk personelinin görev yaptığını kaydetti. Gören, açıklanan yaklaşık 4 bin 400 gözaltının zirve nedeniyle değil, haklarında arama veya gözaltı kararı bulunan kişilerin güvenlik uygulamaları sırasında yakalanmasından kaynaklandığını, zirveyle doğrudan bağlantılı gözaltı sayısının ise 500’ün üzerinde olduğunu söyledi.

Gözaltılara ilişkin değerlendirme yapılmadan önce gerekçelerinin ve İçişleri Bakanlığı’nın açıklamalarının dikkate alınması gerektiğini belirten Gören, gazetecilerin akreditasyonuna ilişkin ise zirveyi 3 binin üzerinde akredite gazetecinin takip ettiğini, akreditasyon verilmeyen basın mensuplarıyla ilgili gerekçelerin de açıklanabileceğini ifade etti.

Konuşmaların ardından Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması Sekretaryası arasında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 31’inci Oturumu (COP31), Kyoto Protokolü Taraflar Toplantısı olarak düzenlenen Taraflar Konferansının 21’inci Oturumu, Paris Anlaşması Taraflar Toplantısı olarak düzenlenen Taraflar Konferansının 8’inci Oturumu, Bağlı Organların Oturumları ve diğer BMİDÇS Toplantılarına dair anlaşmanın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun teklifini komisyon heyetinin oylarına sundu ve teklif komisyonda kabul edildi. 

TBMM Dışişleri Komisyonu’nda “COP31” tartışması… Çakırözer: “NATO Zirvesi’nde olduğu gibi COP31 öncesinde de önleyici gözaltı ve tutuklamalar yapılmamalı”
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.